Eski Ülkü Ocakları
Genel Başkanı
ve Hacettepe
Üniversitesi Öğretim
Üyesi Doç. Dr. Sinan
Ateş, 30 Aralık 2022
günü, Türkiye’nin
Başkenti Ankara’nın
göbeğinde, arkadaşları
Selman Bozkurt ve
Ahmet Keçik ile,
Çankaya’da, Cuma
Namazı çıkışında,
tabanca ile katledildi.

BU CİNAYET
KİMİN MESULİYETİ
ALTINDADIR?

Bu soruya yanıtı,
zamanın Başbakanı,
şimdiki Cumhurbaşkanı
Recep Tayyip Erdoğan
20 Mayıs 2014 günü
öğleyin saat 12.42’de, eski
adı Twitter olan sosyal
medya ortamı X’de, bu
cinayetten 8 yıl önce
vermiş:

Recep Tayyip Erdoğan
@RTErdogan
Bu ülkenin başbakanı
olarak açıkça ifade
ediyorum ki Dicle’nin
kenarında kurdun kaptığı
bir koyun bile benim
mesuliyetim altındadır.
ÖS 12.42-20 May 2014

***

Sevgili okurlarım, Sinan
Ateş bir “koyun” değil, bir
insandır.

“Kurdun onu kaptığı
yer”, “Dicle nehrinin
kenarı”
değil, Türkiye’nin
Başkenti Ankara’nın
göbeğidir.

Yukarıda alıntıladığım
kendi ifadesine göre,
Sinan Ateş
Cinayeti,
evleviyetle (ilk öncelikle)
Recep Tayyip Erdoğan’ın
mesuliyeti altındadır!

Ben söylemiyorum, bizzat
Recep Tayyip Erdoğan
söylüyor!

Dolayısıyla, madem
ki Sinan Ateş
korunamamıştır,
katledilmesi
önlenememiştir, hiç
olmazsa tetikçilerinin
ve azmettiricilerinin
yakalanıp, yargılanıp
cezalandırılmaları
sorumluluğu (mesuliyeti),
herkesten önce, Recep
Tayyip Erdoğan
’ındır.

***

Erdoğan’ın gönderme
yaptığı “Dicle’nin
kenarındaki koyun”
öyküsü Hz.
Ömer’e ilişkin
bir İslam
efsanesine
dayanır.
Bu efsanenin
genel kabul
gören biçimi
şöyledir:

“Bir gün insanlar
(kimilerine göre Hz.
Ali), Hz. Ömer’i, binekli
olarak, telaş içinde, bir
yere giderken görür ve
sorarlar:

‘Ya Emirül Müminin
nereye gidiyorsun?’

Yanıt verir:

‘Devlete ait develerden
biri kaçmış, onu aramaya
gidiyorum!’

O zaman şöyle derler:
‘İnan ki senden sonra
bu milleti idare edecek
olanlara ağır bir yük
bırakıyorsun! Herkes senin
yaptığını yapamaz!’

Bunun üzerine Hz. Ömer
şöyle konuşur:

‘Hz. Muhammed
Aleyhissalatü Vesselamı,
hak Peygamber olarak
gönderen Allah’a yemin
ederim ki Fırat kenarında
bir oğlak kaybolsa (yahut
bir kurt bir koyunu kapsa)
korkarım ki kıyamet
gününde onun bile hesabı
Ömer’den sorulur!’”

Bu bir efsanedir; Hz.
Ömer
’in böyle dediği
kesin değildir ama Hz.
Ömer
’i ve onun adaletini
tanımlamak için yaygın
olarak kullanılan bir
öyküdür.

İstiklal Marşı’mızı da
yazan ünlü şairimiz,
Mehmet Akif “Kocakarı
ile Ömer Şiiri”
nde bu
efsaneye şöyle bir
gönderme yapar:

Evet, hilafeti
yüklenmeyeydi vaktiyle
.

Kenar-ı Dicle’de bir
kurt aşırsa bir koyunu,

Gelir de adl-i İlahi sorar
Ömer’den onu!

İşte Erdoğan’ın
iletisinde sözünü ettiği
mesuliyet” (sorumluluk)
budur.

***

Ama Mehmet Akif’in
tanımladığı “mesuliyet”,
“Dicle’nin kenarındaki
koyun” ile bitmiyor.

Bakın Akif “Bir damla
kan döken” için ne diyor:

Zemine gadr ile bir
damla kan dökünce biri:
O damla bir koca
girdab olur boğar Ömer’i!

***

Sinan Ateş’in dökülen
kanının “girdab olup”
kimi “boğacağını” iktidar
ve yargı göstermese de
vicdanlar gösterecek!

Bu arada Osman
Kavala’nın yeniden
yargılanmasının kabul
edilmediğini ve onun
da vicdanlara havale
edildiğini belirtelim.

Kaynak bağlantısı