Bugun...
Bizi izleyin:


    MUSTAFA UYSAL


    Facebookta Paylaş









    OKULLAR AÇILIYOR
    Tarih: 11-09-2018 08:46:00 Güncelleme: 11-09-2018 08:46:00


    Okullar açılıyor. Artık hemen her gün eğitim kurumları ve eğitim ordusu ile ilgili bir haber okur, bir görüntü seyreder ve hemen her kişiden eğitime dair şahane yorumlar, hatta öneriler de okur ya da duyarız. Oh ne güzel, herkes eğitim ile ilgili ve herkes eğitimci, herkes öğretmen…

    Dünyada ve bizim ülkemizde “Eğitim Bilimi” diye bir ihtisas alanı var. Bu alan, Tıp Doktoru, Diş Hekimi, Tarih, Coğrafya, Hukuk, Ekonomi, Mühendislik ilh… gibi bir ihtisas alanı. Ama ne yazık ki okul ve eğitim ile kenarından köşesinden ilgisi olan, her hangi bir okulda çeşitli sebeplerle görevi olmuş ya da okula bir sebeple uğramış olan her hangi bir kimse kendini eğitim bilimci olarak görüveriyor. Kendini öyle anlatıyor ve bu hali ile de, eğitime dair görüş bildirmeyi ve öneri de bulunmayı kendinde hak olarak görüyor.

    Pek tabi olarak her anne baba ya da ebeveynler çocukları ile ilgili kaygı duyup bir takım beklentiler içerisinde olabilirler. Kendi çocukları açısından önerilerde de bulunabilirler. Bu konuda haklı da olurlar. Ancak; bu hal herhangi bir sebeple hastalanmış ve bu dertten kurtulmak için belirli bir ilaç kullanmış kimsenin, bu türden her hastalığa yakalanmış olan kimselere aynı ilacı aynı yöntemle kullanmaları gibi bir öneride bulunması halidir ki, bunun ne kadar ciddi sonuçlar doğuracağını aklıselim sahibi herkes bilir. Ebeveynlerin bu kaygıları kendi çocukları açısından elbette ki haklıdır ve hatta geçerliliği de olabilir. Ailelerin farklı kanaat ve beklentileri olabilir. Çocuklarını bu beklentileri, amaçları doğrultusunda yetiştirme hakları bulunabilir. Bu tür yönelmelerde daha çok popüler bir anlayış mevcuttur.

    Bir aile çocuğunu futbolcu olarak yetiştirmek isteyebilir ve bu amacına uygun eğitim talebinde bulunabilir. Kendi çocuğu futbolcu olmak için gerekli özellikleri taşıyor olabilir. Ayrıca bu yetiştirme talebini bir takım toplumsal değerleri –toplum halinde yaşadığımız gerçeğini- hiçe sayarak da isteyebilir.  Ama ülkenin bütün çocuklarının bu şekilde yetiştirilmesi talebinde bulunması haklı görülemez. Ne yazık ki herkes kendi beklentileri ile isteklerine göre eğitim talebinde bulunmaktadır. İşte tam burada eğitim uzmanlığı işin içine girer. Toplumun amaçlarına, bireyin ilgi, istidat ve kabiliyetlerine uygun olup olmadığını ortaya koymak eğitim uzmanlarının işidir.

    Her aile çocuğunu muhteşem görür. Bir halk deyişinde “Kirpi yavrusunu pamuğum diye severmiş.” sözünde olduğu gibi bu durum gayet anlaşılabilirdir. Hatta birçok aile; çocuğunun ilgi, istidat ve kapasitesini bilmeden aşırı beklenti ve istek içindedir. Zamanın en popüler meslek ve işi ne ise herkes çocuğunun o eğitimi almasını o alana yönelmesini ister. Hatta bazı kimseler, kendileri olmak isteyip de olamadıkları meslekleri çocuklarına dikte ederler.

    Eğitim, bireyi bir mesleğe yöneltmenin ötesinde, Türk Milli Eğitiminin genel amaçları doğrultusunda eğitimin gerçekleştirilmesi için; Eğitimin en temel iki özelliğinin dikkate alınması zorunludur. Bu iki temel özellik “İlim ve İrfan” dır. Genel olarak bizim eğitim sistemimizde, eğitimin “İlim” tarafı önemsenmekte ve hemen her aile eğitimden “ilmi” daha da özelde “bilgi”yi kastetmekte ve anlamaktadır. Hâlbuki bilen ama bilgisine uygun hareket etmeyen, edemeyen bireyler, bilgilidir ama eğitilmiş değildirler. “İlim” de; salt bilgi olarak anlaşılmaktadır. Bilen birey âlim kabul edilmektedir. Yalnızca bilen değil, bilgisine uygun olarak davranan birey eğitilmiş demektir. Toplumsal hayatımızda bunun birçok örneğini görmekteyiz. İşte; üniversite mezunu ama trafik kurallarını hiçe sayan, çöpünü sokağa rahatça atan, apartmanda gürültü ve patırtı yapmayı kendinde hak olarak görebilen, cadde ve sokaklarda dünyayı ben yarattım diye davrananları görebiliyoruz.

    En basit hali ile eğitimin iki tarafı vardır. Bu iki tarafın hangisini ihmal ederseniz işinizi eksik yapmış olursunuz. Bunlar bilgiye sahip olmak ve bilmenin yanında, toplumsal-insani tutum ve değerleri öğrenmiş, toplumla uyumlu bir davranış içinde olmaktır. İlmin ortaya koyduğu bilgiler ile o toplum için örfün ortaya koyduğu tutum ve değerlere sahip olmaktır. Bu tutum ve değerler; nezaket, saygı, sevgi, hoşgörü, hak, hukuk, yardımlaşma, dayanışma, ortak malları koruma, selamlaşma, alçak gönüllülük, toplumsal görevleri layığı ile yapma, mesuliyet duygusu sahibi olma… Gibi değer ve tutumlardır.

    Osman KAFADAR’ın. Türk Eğitim Düşüncesinde Batılılaşma; adlı eserinin 156. Sayfasında belirttiğine göre “………1948 İlkokul Programında ise bu eğilim ilkokulların amacı açısından daha çok netleşir.

    “İlkokullar, çocuklara milli kültürü aşılamak mecburiyetindedir. İçinde yetişen bütün vatandaşlara aynı ülküleri, aynı milli amaçları vermek için, gereken bütün bilgileri, alışkanlıkları, ilgileri, hizmet arzusunu verimli bir şekilde kazandırmak ilkokulların önemli ödevidir.” Talimatı vardır.

    1968 Programında da “Türk Milli Eğitiminin Amaçları” başlığı altında; Milli Eğitim ülkümüz, Türk Milletinin bütün fertlerini kaderde, kıvançta ve tasada ortak, bölünmez bir bütün halinde milli şuur etrafında toplamak; milli, ahlaki, insani, üstün değerlerini geliştirmek; milletimizi hür düşüncenin, sosyal zihniyet ile demokratik düzenin hâkim olduğu, kişisel teşebbüse ve toplum sorumluluğuna değer veren bir anlayış içinde bilgi teknik, güzel sanatlar ve ekonomi bakımından çağdaş uygarlığın yapıcı, yaratıcı, seçkin bir ortağı haline getirmektir.

    Bu ülküye ulaşmak için her yaştakileri eşit eğitim imkânları içinde, istidat ve kabiliyetlerine göre en üstün seviyede yetiştirmek; milletimize ve insanlığa yararlı, iyi ve verimli yurttaşlar haline getirmek; sosyal ve ekonomik kalkınma programlarının uygulanması için gereken çeşitli vasıftaki insan gücünü hazırlamak milli eğitimin amacıdır” Talimatı bulunmaktadır.

    Benzer ifadeler daha sonraki programlarda da mevcuttur. Bu durum 1739 Sayılı Milli Eğitim Temel Kanunundaki hükümlerin bir sonucudur.

    Çok ayrıntılı ve ileri seviyede bilgilere sahip olup, o bilgileri toplum ve insanlık için kullanmayan, topluma ve diğer insanlara karşı mesuliyet duygusu taşımayan, bilgisi, belki de makamı sebebi ile egosu, bencilliği şişmiş, şişirilmiş birey, eğitilmiş değil aksine yetiştirilmemiş, kaybedilmiş bireydir. Etrafımızda gördüklerimizden anlıyoruz ki, eğitimimiz bu türden bireyler yetiştirmektedir. Ne yazık ki ailelerimiz de bunu istemektedir. Öğretmenlerin tutum ve değerler üzerindeki ikaz ve uyarılarını “sen dersini ver gerisi seni ilgilendirmez” diyen veli tutum ve tavırları ile karşı karşıyayız.

    Yeni eğitim-öğretim yılında; yeni bir Milli Eğitim Bakanı ve yeni bir anlayışla değerler eğitimine daha da önem vermek, eğitimi ve kurumları “Yapıcı Disiplin” ile yönetmek ve bu konu ile ailelerle birlikte bir ortak anlayış, tutum ve tavır geliştirmek zorundayız. Bunun için de okul yönetimlerini ve öğretmenleri desteklemeliyiz. Aileler olarak çocuklarımıza okul kurallarına uymalarını öğütlemeli, çocuğumuz ile ilgili kendi değerlerimizi öne çıkararak okul idarelerini sıkıntıya sokacak davranışlardan kaçınmalıyız. Okul idarelerini, öğretmenlerini, çocuklarımızın yanında eleştirme yerine, okul ile ilgili katılmadığımız davranışları okul yönetimi ve öğretmenleri ziyaret ederek, bir çaylarını içip onlara söylemeliyiz.

    Öğretmen eğitimin en temel ögesidir. Onu yüceltelim. İncinmesine izin vermeyelim.

    Çocuklarımızda bizim, geleceğimiz ve insanlığımız da. Hep birlikte geleceğe gidebiliriz. İleriye gidemeyen her birey bizi eteğimizden geri çeker, unutmayalım.

    BÜTÜN EĞİTİM ORDUSUNA, ÖĞRETMEN VE YÖNETİCİLERE, AİLELERE VE ÜLKEMİZE “EĞİTİM-ÖĞRETİM” YILIMIZ HAYIRLI OLSUN.

     



    Bu yazı 4864 defa okunmuştur.

    FACEBOOK YORUM
    Yorum

    YAZARIN DİĞER YAZILARI

    ÇOK OKUNAN HABERLER
    SON YORUMLANANLAR
    FOTO GALERİ
    • Manken
      Manken
    • Atatürk
      Atatürk
    • Fantastik
      Fantastik
    • Yurdum İnsanı
      Yurdum İnsanı
    • Bebişler
      Bebişler
    FOTO GALERİ
    VİDEO GALERİ
    • AFRİN'E SELAM OLSUN
      AFRİN'E SELAM OLSUN
    • TEZYEM KADAR OLAMADIM
      TEZYEM KADAR OLAMADIM
    • NİĞDE'DE YILANLARIN DANSI
      NİĞDE'DE YILANLARIN DANSI
    • CESEDİN YERİNİ DEĞİŞTİRMEK İÇİN NİĞDE CEZAEVİNDEN KAÇTI
      CESEDİN YERİNİ DEĞİŞTİRMEK İÇİN NİĞDE CEZAEVİNDEN KAÇTI
    • GÖRÜNMEZ KAZA
      GÖRÜNMEZ KAZA
    • SOKAK PATİLERİNE UZANAN KADIN ELİ
      SOKAK PATİLERİNE UZANAN KADIN ELİ
    VİDEO GALERİ
    YUKARI